Salon sahiplerinin Instagram ile ilişkisi genelde iki uçta geziyor: ya hesap iki yıldır sessiz duruyor ya da her gün paylaşım yapılıyor ama randevu defterinde hiçbir şey değişmiyor. İkisinin sebebi aynı: Instagram'ın salon için ne işe yaradığı tanımlanmamıştır. Hesap bir reklam panosu gibi kullanıldığında sonuç vermez; yapılan işin kaydı gibi kullanıldığında ise müşterinin karar vermesini kolaylaştırır.
Bir müşterinin yeni bir kuaföre gitmeden önce yaptığı şey basittir: salonun adını Instagram'da arar ve son paylaşımlara bakar. Baktığı şey tabela ya da koltuk değil, o salondan çıkan saçlardır. Yani Instagram salon için vitrin değil, portfolyodur.
Profilin kurulması
Hesabın işletme hesabına çevrilmesi ilk adım; mesaj kutusunun ayarlanması, istatistiklerin görünmesi ve profil düğmelerinin eklenmesi buna bağlı. Kullanıcı adında şehir ya da ilçe geçirmek işe yarıyor, çünkü arama kutusuna "kahramanmaraş kuaför" yazan birinin karşısına çıkmanın en kolay yolu bu.
Biyografi alanında dört şeyin bulunması yeterli: ne yapıldığı, nerede olunduğu, çalışma saatleri ve randevu için ne yapılması gerektiği. Konum etiketini salonun kendi adresiyle oluşturup her paylaşımda kullanmak, yakındaki aramalarda görünmeyi artırıyor. Profil fotoğrafı için salon logosu ya da tabela yeterli; sık değiştirmemek, müşterinin hesabı tanımasını kolaylaştırıyor.
Profildeki düğmelerden en önemlisi randevu bağlantısı. Buraya WhatsApp bağlantısı ya da randevu sayfası koymak, "fiyat ne kadar" diye yazılan mesajların bir kısmını doğrudan randevuya çeviriyor. Bağlantının çalıştığını arada bir kendi telefonundan kontrol etmek gerekiyor; kırık bir bağlantı aylarca fark edilmeden durabiliyor.
Ne paylaşılır
Salon hesabında en çok işe yarayan içerik, yapılan işin kendisi. Öncesi-sonrası fotoğrafları, aynı ışıkta ve aynı açıdan çekildiğinde inandırıcı oluyor; farklı ışıkta çekilen iki kare ise kimseyi ikna etmiyor. Ayna karşısında, tepe lambasının altında çekilen fotoğraf genelde saç rengini olduğundan koyu gösteriyor, bu yüzden pencere ışığına yakın sabit bir çekim noktası belirlemek kaliteyi tek seferde yükseltiyor.
Yalnızca sonuç fotoğrafı paylaşan hesaplar bir süre sonra birbirine benziyor. Arada işin nasıl yapıldığını gösteren kısa videolar, kullanılan ürünün ne olduğu, bakımın evde nasıl sürdürüleceğine dair kısa anlatımlar hesabı insanileştiriyor. Çalışanların tanıtıldığı paylaşımlar da beklenenden çok tutuyor, çünkü müşteri salona değil kişiye bağlanıyor; yeni gelen personeli tanıtmak, o kişinin koltuğunun dolmasını hızlandırıyor.
Hikâyeler ise günlük akış için uygun. O gün boş kalan saati hikâyede duyurmak, kampanya paylaşımından çok daha hızlı sonuç veriyor. Hikâyelere soru ya da anket koymak, hesabın mesaj kutusunu açmanın en zahmetsiz yolu.
Müşterinin fotoğrafı ve izin
Bu konu salonlarda genelde atlanıyor ama atlanmaması gerekiyor. Müşterinin fotoğrafı kişisel veridir; paylaşmadan önce izin alınması gerekir. Sözlü "paylaşabilir miyim" sorusu çoğu durumda ilişkiyi yürütür, ancak yüzün göründüğü karelerde yazılı ya da mesajla alınmış bir onay daha sağlıklı. En pratik yöntem, WhatsApp'tan fotoğrafı gönderip "bunu salonun hesabında paylaşmamda bir sakınca var mı" diye sormak; cevap mesaj olarak kalıyor.
İzin verilmediğinde ya da emin olunmadığında yüzü kadraja almamak yeterli. Ensesinden, yandan ya da yalnızca saçın göründüğü kareler çoğu zaman sonucu aynı derecede iyi anlatıyor. Müşteri sonradan kaldırılmasını isterse tartışmaya girmeden kaldırmak, hem yasal açıdan doğru hem de ilişkiyi koruyan davranış.
Mesajdan randevuya geçiş
Instagram'da en çok kaybedilen yer burası. Gelen mesajların çoğu "fiyat ne kadar" ile başlıyor, cevap verilirken saat dolu olduğu için geç kalınıyor, müşteri o arada başka salona yazıyor. Mesaj kutusuna bakmak için günde iki sabit zaman belirlemek — örneğin açılışta ve akşam toparlanırken — cevapsız kalan mesajı belirgin biçimde azaltıyor.
Fiyat sorusuna aralık vererek cevap vermek, ardından saat önermek işi hızlandırıyor: "saç boyası uzunluğa göre şu aralıkta, yarın 14:00 ve 16:30 boş, hangisi uygun" biçimindeki bir cevap, müşteriyi karar verebileceği bir yere getiriyor. Sık gelen sorulara hazır cevap kaydetmek de her seferinde aynı metni yazma yükünü kaldırıyor.
Neyi ölçmek gerekiyor
Takipçi sayısı salon için yanıltıcı bir rakam; başka şehirden gelen takipçinin koltuğa oturma ihtimali yok. Bakılması gereken üç şey var: profilin kaç kere görüntülendiği, profildeki randevu bağlantısına kaç kişinin dokunduğu ve gelen mesajlardan kaçının randevuya dönüştüğü. Üçüncüsü hiçbir ekranda yazmıyor, defterden ya da randevu kayıtlarından sayılması gerekiyor — ama salonun Instagram'dan gerçekten ne kazandığını gösteren tek sayı o.
Haftada iki düzgün paylaşım, her gün yapılan özensiz beş paylaşımdan daha iyi sonuç veriyor. Mesajdan randevuya geçişi otomatikleştirmek isteyen salonlar için Randiyo, Instagram profiline konulan bağlantıyı WhatsApp üzerinden çalışan bir randevu akışına çeviriyor.
